“Seks İşçileri Sağlıkta da Özne Olarak Tanınmalı”

3 Mart Dünya Seks İşçileri Hakları Günü’nde, Türkiye’deki seks işçilerinin sağlığa erişimlerini, karşılaştıkları sorunları, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği kurucusu ve başkanı Kemal Ördek ile konuştuk.

Seks işçiliğinin kayıtlı (genelevler) ve kayıt dışı olması hem sağlık hizmetine hem de bilgiye erişimde nasıl bir fark yaratıyor?

Kemal Ördek, 10 yıldan uzun bir süredir Türkiye’de LGBTİ ve seks işçileri hakları savunuculuğu yapıyor.

Seks işçiliği Türkiye’de cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların kontrol altında tutulması ve bu enfeksiyonlarla mücadele edilmesi amacıyla denetim altında tutulması gereken alan olarak görülüyor. Diğer bir deyişle, ne yazık ki, hem mevzuat hem politikalarda seks işçilerinin hassasiyetlerine cevap veren sağlık hizmetlerinin tasarlanmadığını görüyoruz. Seks işçilerinin, salt cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların kontrolü amacıyla denetim altında tutulması dışında ihtiyacını duydukları cinsel sağlık, üreme sağlığı ve genel sağlık hizmetlerine erişimlerinin sağlanması, seks işçilerinin sağlık hakkına erişim perspektifi ile anılması gerekiyor. Yani sağlık hakkı ekseninde dikkate alınması gereken özneler olduklarının tespiti ve kabulü gerekiyor. Bu durum da ne yazık ki Türkiye’de mevcut değil.

Sunduğum bu kısa arka plan bilgisine ek olarak, elbette seks işçiliğinin kayıt altında ve kayıt dışında yürütülmesi, seks işçilerinin bazı sağlık hizmetlerine erişimleri arasında fark yaratıyor.

Bu durum birkaç nedenden ortaya çıkıyor: Birincisi, genelevlerde kayıt altında çalışmak, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından tanınmanız ve çalışan olarak kabul edilmeniz anlamına geliyor. Bu da Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında, sigortalı kabul edilecek çalışanlardan olacağınız anlamına gelir. Sigortalarınız eğer genelevde düzenli ödeniyorsa da, diğer vatandaşların erişebildiği sağlık hizmetlerine erişebilmeniz anlamına gelir bu. Tabii, bu bahsettiğim durum, geneli itibarı ile teoride de kalabiliyor. Çünkü mevzuat temelli bu iddia edilebilse de, seks işçilerine yönelik toplumsal önyargıların yoğunluğu, kayıtlı da olsanız, sağlık hizmetlerine erişemeyeceğiniz anlamına gelebilir.

Diğer yandan, genelevlerde kayıtlı çalışan bir seks işçisi iseniz, mevzuatın öngördüğü zorunlu muayenelerden geçmek zorundasınızdır. Bu manada, sizi muayene eden hekimlerin de yönlendirmesiyle, burada genelev hekimlerinin seks işçilerine yönelik tavrı belirleyici oluyor, bazı danışmanlık hizmetlerine erişmeniz de mümkün olabilmektedir.

fotoğraf: bianet

Kayıt dışı alanda çalışıyor iseniz, sağlık hizmetlerine erişim noktasında ihtiyaçlarınızın kale alınmasından çok, kamu düzeninin tesisi iddiasıyla birçok idari işleme tabi tutulmanız gibi bir gerçekle karşılaşırsınız. Kayıt dışı seks işçileri, eğer kendileri dışarıdan sigortalarını ödemiyorlarsa, çalışan olarak sağlık sigortası sistemine dahil olamazlar. Zaten birçok kayıt dışı seks işçisi, yoksulluk sınırında ve altında yaşarken ve kendilerinden ciddi miktarlarda para idari para cezaları, rüşvet veya aracıların ekonomik istismarı üzerinden giderken, sağlık sigortasını veya genel sosyal güvenceyi düşünecek durumda olmayabiliyor. Bu da sağlık hizmetlerine erişimlerinin önündeki yapısal en büyük engel olarak duruyor.

Ayrıca, kayıt dışı çalışan seks işçileri, kolluk kuvvetlerinin idari işlemlerine maruz kaldıklarında, genellikle zorunlu HIV/CYBE testlerine tabi tutuluyor – ki bu bir hak ihlalidir. Dolayısıyla, kayıt dışı alanda, sağlık hizmetlerine erişim konusundan çok bir hak ihlali olarak zorunlu testler ve sürekli idari gözetim/denetim söz konusu oluyor.

Sağlık Bakanlığı’na yönelik el kitabında kayıt dışı seks işçiliğinin kriminalize edilmesi nedeniyle seks işçilerinin şiddete uğrama riskinin çok fazla olduğunu, seks işçilerinin bu nedenle kondom pazarlığı yapamadığından da bahsediyorsunuz. Seks işçilerinin sağlığa ilişkin karşılaştığı temel riskler neler?

Kayıt dışı seks işçiliği totalde yasaklanmıştır Türkiye’de. Kriminalizasyon iddiasında bulunmak teoride doğru olmayacaktır. Ancak, kriminalize edici veya cezalandırıcı bazı uygulamaların gündemde olduğunu ve normal koşullarda seks endüstrisindeki üçüncü tarafları cezalandırması öngörülen mevzuatın seks işçilerini cezalandırdığını fiili koşullarda görmekteyiz.

Çeşitli şekillerde ortaya çıkan cezalandırıcı ve yasaklayıcı önlemler, önyargılar, damgalanma ve şiddet ile bir araya geldiğinde, seks işçilerinin kendi genel sağlıklarına dair herhangi bir önlem alamadıklarını görüyoruz. Mevzuat zaten seks işçilerinin sürekli kolluk kuvvetleri tarafından hedef alınmasını salık veriyor, kolluk da bunu toleranssız bir şekilde uyguluyor. Seks işçiliği yapılan mekanlar basılıyor, mühürleniyor, idari para cezaları kesiliyor, seks işçileri sürekli maddi ve manevi açılardan zarar görüyor. Yoğun şiddet de bu denkleme eklendiğinde, seks işçileri sağlıklarından çok bir sonraki günü yaşamanın derdine düşüyorlar.

Ekonomik istismar ve çoğu durumda aracıların ve çetelerin baskısı da eklendiğinde, seks işçileri müşterileri ile bir an önce kalmayı ve para almayı düşünüyorlar. Bu sebeple de birçok seks işçisi kondom pazarlığı yapmayabiliyor veya müşterisini süzemeden onunla görüşebiliyor. Bu da cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların yayılmasını veya seks işçilerinin daha fazla şiddet görmesini ortaya çıkarıyor.

İdari yaptırımların baskısı ve şiddet, seks işçilerinin daha uzun süreler güvenliksiz ve sağlıksız ortamlarda çalışması sonucunu doğuruyor. Seks işçilerinin bu süreçlerde maruz kaldıkları fiziksel ve cinsel şiddete ek olarak ortaya çıkan psikolojik şiddetin doğurduğu ruhsal iyi olma halinin bozulması da seks işçilerini ciddi şekilde zarara uğratıyor. Uyuşturucu madde kullanımı, alkol bağımlılığı, uykusuzluk, beslenme bozuklukları ve benzeri birçok durum, seks işçilerinin sağlık durumuna zarar verir hale geliyor.

Kırmızı Şemsiye’nin 2014 yılında 7 ilde seks işçileri ve sağlık hizmet sunucularıyla yaptığı bir araştırma var. Araştırmada göre “Türkiye’deki seks işçilerinin önemli bir bölümü, birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetlerine erişimde damgalanma ve ayrımcılık ile karşılaşmaktadır. ” deniyor. Pratikte sağlık hizmeti alırken yaşananlara yönelik örnekler verebilir misin?

Bahsettiğiniz yayın, Türkiye’de ilk niteliğinde bir yayın çünkü daha önce Türkiye’deki seks işçilerinin cinsel sağlık ve üreme sağlığı durumuna ilişkin kapsamlı bir alan çalışmasına dayanan bir rapor hazırlanmamıştı. Bu yayın ile birlikte, Türkiye’nin çeşitli illerinde seks işçilerinin sağlık hizmetlerine erişimde damgalanma, ayrımcılık ve hatta şiddet ile karşılaştıklarını gördük. Daha doğrusu, önceden tahmin ettiğimiz veya tanıklıklarla tespit ettiğimiz bir gerçekliği teyit etmiş olduk. Aynı zamanda, çok fazla hayat hikayesine temas ettik ve önceden teşhis etmediğimiz birçok vakayı da kaydetmiş olduk.

Gördüğümüz şu: seks işçileri, yaptıkları iş dolayısıyla – veya eğer LGBTİ seks işçilerinden bahsediyorsak – cinsel kimliklerinden ötürü ayrımcılığa uğruyor. Bu ayrımcılık yaygın ancak hizmet sunucuların önyargıları devam etse, bir on yıl öncesi gibi bir ayrımcılık pratiğinden bahsetmiyoruz. Elbette seks işçileri ile hizmet almaya geldiklerinde dalga geçen, onları aşağılayan veya hizmet vermeyi reddeden hizmet sunucular var ve bu durumun yaygınlığı ortada ciddi bir politikasızlığın olduğunu gösteriyor. Diğer bir deyişle, tam da aslında bu el kitabının yapmayı planladığı gibi, Sağlık Bakanlığı’nın önyargılar ve ayrımcı pratikler ile ilgili kapsamlı bir dönüşümü başlatması gerekli.

Sivil toplum kuruluşlarının son yıllardaki çabaları, seks işçiliği konusunda Kırmızı Şemsiye’nin şimdiye dek 500’ün üzerinde sağlık politikası geliştiren veya uygulayan 15’ten fazla ilde kamu kurum ve kuruluşunun farkındalığını arttırmış olması, seks işçilerinin maruz bırakıldıkları ayrımcı pratikler sonrası Kırmızı Şemsiye gibi STK’ların teşviki ile meseleyi gündeme getiriyor olması/şikayet ediyor olması gibi gerçeklikler, başta büyük illerdeki hizmet sunucuların algısının, tutum ve tavırlarının daha olumluya kaymaya başladığını da göstermektedir.

Buradaki asıl mesele, sağlık hizmet sunucuları da olmak üzere sağlık politikalarını geliştiren veya uygulayan kişi ve kurumlara yönelik savunuculuk çalışmalarına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğidir.

Ayrımcılık ile ilgili birçok örnek mevcut: Aile sağlığı merkezine gittiğinde mahalleli tarafından gülüşmeler ile taciz edilen ve hizmet almadan orayı terk eden seks işçisinden, ağır yara almasına rağmen acil servise alınmayan seks işçisine, danışmanlık almak için başvuru yaptığı doktor tarafından cinsel tacize uğrayan seks işçisinden, kondom almaya geldiği için hemşire tarafından hakarete uğrayan seks işçisine dek birçok örnek bulunuyor. Sizin de bahsettiğiniz ve Kırmızı Şemsiye tarafından hazırlanan “Türkiye’de Seks İşçilerinin Cinsel Sağlık ve üreme Sağlığı: İhtiyaçlar ve Öneriler” adlı raporda birçok vaka örneğine de yer verilmektedir. Bu kaynağa başvurulmasını öneririm.

Ayrıca Kırmızı Şemsiye, yılın ikinci yarısında doğrudan hizmet sunuculara (hekim, hemşire, ebe, sağlık memurları, vb.) yönelik bir rehber kitap da yayınlayacak.

Seks işçileri sağlık hizmetine başvururken ya da alırken karşılaştıkları ayrımcılık konusunda adalete başvurabiliyor mu?

Seks işçileri görünmezliğe mahkum edilen bir toplumsal grup. Yaptıkları işin deşifre olmaması için şikayet etmekten de vazgeçen bir grup. Elbette istisnalar var ve bu istisnalar üzerinden bazı şikayet mekanizmalarının harekete geçirildiğini görmekteyiz.

Kırmızı Şemsiye, kendisine başvuran ve sağlık hizmetlerine erişim süreçlerinde ayrımcılık gören seks işçilerine hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Bugüne dek buna dair sınırlı sayıda vakaya hukuki danışmanlık sunduk. Sınırlı sayıda diyoruz çünkü seks işçilerinin maruz kaldıkları şiddet o kadar yoğun ki, sağlık hizmet merkezlerinde maruz kaldıkları dalga geçme, gülüşme, aşağılama ve benzeri vakalar normalleşiyor gözlerinde. Şikayet etmeye gerek olmadığı düşüncesinde oluyorlar. Birçoğu, adalet mekanizmalarına erişimin zaman aldığından ve zaten istedikleri sonucu alamayacaklarından dem vurup bu mekanizmaları işletmiyorlar. Ek olarak, deşifre olma korkusu yaşıyorlar. Birçok natrans kadın seks işçisinin çocuğu var veya aracılarla birlikte çalışıyorlar ve bu meseleyi gündeme taşıdıkları için daha fazla psikolojik baskı ile karşılaşmak istemiyorlar.

Seks işçilerinin HIV ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konusunda da temel bilgiye olmadığı da bu araştırmada ortaya çıkmış. Bu bilgi eksikliğinin nedeni nedir?

Seks işçilerinin, özellikle Kırmızı Şemsiye gibi STK’ların bilgilendirme çalışmalarından faydalanmış seks işçilerinin, genel topluma kıyasla cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konusunda daha fazla bilgi sahibi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, ne seks işçileri ne de genel toplum bu konuda yeterli ve doğru bilgiye sahip değil ne yazık ki. Hala cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların çeşitli otları kaynatıp ilgili bölgelere uygulayarak geçeceğini düşünen veya HIV ile AIDS arasındaki farkı bilmeyen o kadar çok seks işçisi var ki. Hangi cinsel davranışlarla HIV’in bulaşının mümkün olduğunu bilmeyen o kadar çok seks işçisi var ki…

Seks işçileri bu konu hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip değil. Olmaması da garip değil zira seks işçilerinin sağlık bilgisine erişimi neredeyse hiç yok. Kısıtlı kaynaklarla çalışan STK’ların bu alandaki çalışmaları dışında ne yazık ki bir bilgilendirme faaliyeti yok.

Seks işçilerine yönelik cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda kapsamlı eğitimler veren, il il dolaşan ve daha önce hiç erişilmemiş seks işçisi gruplarına yönelen tek STK Kırmızı Şemsiye. Bütün genelevlere gidiyoruz, seks işçilerine genelev hekimleri ile birlikte eğitimler veriyoruz, il halk sağlığı müdürlükleri ile görüşüyoruz, seks işçilerine ev toplantılarında bilgilendirmeler yapıyoruz, cinsel sağlık bilgilendirme materyalleri hazırlayıp gönderiyoruz,

Türkiye’nin her iline BM Nüfus Fonu ile olan işbirliğimiz ile yüksek sayıda kondom gönderiyoruz ve bu kondomlarla birlikte bilgilendirme materyallerimizi kendilerine iletiyoruz, vs. Bütün bunlar sınırlı kaynaklarla oluyor ve dolayısıyla Türkiye’deki yüz binlerce seks işçisine hızlı bir şekilde erişme olanağımız mevcut değil.

Bilgiye erişim, aslen, bahsi geçen el kitabımızda da bir politika önceliği olarak vurguladığımız gibi, Sağlık Bakanlığı’nın bir önceliği olmalı. Kamu spotlarından tutun da, seks işçilerine yönelik alan ziyaretlerine, akran eğitimlerinden, gönüllü test ve danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına dek Sağlık Bakanlığı’nın seks işçileri gibi anahtar nüfus gruplarına yönelik gerçekleştirmesi gereken işler var. Bunlar yapılmıyor ve yapılmadığı için de seks işçileri bilgiye erişemiyor.

Trans ya da gey seks işçileri bu bahsettiğimiz konularda ekstra bir ayrımcılığa maruz kalıyor mu? Gözlemlerin nelerdir? Bilgi eksikliği konusunda da bir fark var mı? Aynı şekilde Türkiye’deki göçmen seks işçilerinin durumundan söz eder misin?

Bilgiye erişim konusunda, trans ve eşcinsel erkek seks işçilerinin kayıt dışı alandaki diğer seks işçilerine kıyasla daha fazla bilgi sahibi olduğunu söyleyebiliriz. Zira LGBTİ derneklerinin ve inisiyatiflerinin en az bir 20 yıllık faaliyet geçmişleri var. Bu faaliyetler genellikle eşcinsel erkekleri ve trans kadınları hedef aldı bugüne dek. Bu bilgilendirme faaliyetleri, bilgilendirmeden faydalanan kişilerin akranlarına da etki etti zaman içerisinde. Dolayısıyla, mesela trans kadın seks işçilerinin natrans kadın seks işçilerine kıyasla konu hakkında daha fazla bilgiye sahip olduğunu iddia edebiliriz. Fakat lütfen bu kıyaslama akılda tutulurken, yeterli ve doğru bilgiye tamamı ile erişim olduğu iddia edilemez. Hala ciddi oranda trans kadın ve eşcinsel erkek seks işçisi arasında doğru olmayan bilgiler bulunuyor.

Ayrımcılık konusunda ise, özellikle kayıt dışı alanda trans kadın seks işçileri ile eşcinsel erkek seks işçilerinin homofobi ve transfobi dolayısı ile farklı ayrımcılık pratikleri ile karşılaştığından rahatlıkla bahsedilebilir. Seks işçiliği yapsın veya yapmasın, trans kadınlar ve eşcinsel erkekler, cinsel kimliklerinin ifşası veya görünür hale gelmesi sonrası mutlaka homofobi-transfobi temelli şiddete maruz kalıyor. Tabii, azlık veya çokluk üzerinden bir iddiada bulunmak istemem zira natrans ve heteroseksüel kadın seks işçilerinin veya erkek seks işçilerinin hedef alındığı farklı hak ihlali boyutları da var ki bunları da trans ve eşcinsel seks işçileri yaşamıyor.

Kırmızı Şemsiye, Türkiye’de bulunan ve geçici koruma statüsüne sahip Suriyeli seks işçilerinin yaşam deneyimlerine dair bir alan çalışmasını Ağustos – Aralık 2016 tarihleri arasında 9 ilde gerçekleştirdi. Bu alan çalışmasının kapsamlı raporu da bu ay yayınlanacak. Bu rapor, Suriyelilerin somut gerçekliğine odaklansa da, göçmenlerin maruz kaldıkları dinamikleri de açık ediyor. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık, nefret söylemi, nefret suçları, kayıt dışılık, yoksulluk, şiddet ve benzeri gerçekliklerin ortasında seks işçileri çok farklı ve karmaşık biçimlerde ortaya çıkan hak ihlalleri ile karşılaşıyor.

Göçmen seks işçilerinin sağlık hizmetine ve bilgisine erişimi daha da kısıtlı, adalet mekanizmalarına erişimleri neredeyse mümkün değil ve kendilerini istismar eden kişilere bağımlılıkları daha fazla. Dolayısıyla T. C. vatandaşı olan kişiler ile ilgili hangi sorundan bahsediyorsak, göçmen seks işçileri ile ilgili bu söylediklerimizin kat be kat fazlasını söylememiz gerekir. Bu ay yayınlanacak raporu okumalarını tavsiye ederiz herkese.

Seks işçilerinin hukuki durumuna yönelik temel talepleriniz nelerdir?

Öncelikle seks işçilerinin, müşterilerin ve kriminal faaliyet içerisinde olmadıkları sürece üçüncü tarafların fiillerinin suç olarak tanımlanmaması için mevzuatın değiştirilmesi gerekiyor.

Seks işçiliğinin bir iş ve emek biçimi olarak tanımlanması ve çalışanların sosyal güvence ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi dahil olmak üzere haklarının güvence altına alınması gerekiyor.

Seks işçilerine karşı ayrımcılık ve şiddet biçimleri ile ilgili seks işçilerinin hassasiyetlerine uygun ve talepleri paralelinde yasal ve fiili politika önlemlerinin alınması gerekiyor. Aynı zamanda, var olan kadına ve çocuğa karşı şiddet ve istismarı cezalandıran mevzuatın seks işçilerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekiyor.

Seks işçilerine yönelik baskılayıcı idari işlemlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Kısacası, bir yandan seks işçiliği sektörü içerisindeki aktörlerin suç işlemedikleri sürece kriminalize edilmesine son verilirken, diğer yandan seks işçilerinin hak ihlallerine ve yapısal sorunlara karşı mücadelesini güçlendirecek yasal ve fiili önlemlerin alınması gerekiyor.

Sağlık Bakanlığı’na yönelik el kitabınızda HIV/CYBE’lere yönelik kapsamlı programın acilen uygulanması gerektiğini söylüyorsunuz. Daha önce siz ya da başka bir kurumun benzer çalışması oldu mu? Bugüne kadar SB bu konuda hangi aksiyonu aldı? Bu programın hayata geçirilmesi konusunda beklentileriniz nelerdir? 

Sivil toplum kuruluşlarının HIV/CYBE konusunda tüm seks işçilerine erişebilen bir programının olması pek mümkün değil. Bu iş tamamı ile Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimlerinin yönetiminde ancak Kırmızı Şemsiye ile irtibat, işbirliği ve anlaşma çerçevesinde gerçekleştirilmeli. Çünkü böylesi bir programın gerçekleştirilebilmesi için her türlü finansal ve teknik kaynak bakanlıkta.

Bizim de Türkçe’ye çevirerek Ocak 2017’de yayınladığımız Seks İşçileri ile Kapsamlı HIV/CYBE Programlarının Uygulanması: İşbirliği Odaklı Müdahalelere Dayalı Uygulanabilir Yaklaşımlar (Kırmızı Şemsiye’den edinebilirsiniz basılı kopyalarını) adlı Dünya Sağlık Örgütü yayınında belirtilen somut adımların Türkiye’nin özgün koşullarına uyarlanarak uygulanması gerekiyor.

Şiddet ve ayrımcılık ile mücadele, seks işçiliğinin tüm aktörlerle birlikte suç olmaktan çıkarılması, seks işçilerinin sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerinin güçlendirilmesi, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının iletişim, koordinasyon ve işbirliğinin güçlendirilmesi ve benzeri konularda adımların atılması suretiyle gerçekleştirilebilecek programların dikkatle tasarlanması ve seks işçilerine danışılarak yönetilmesi gerekiyor.

Seks işçileri kondoma, düzenli HIV ve cybe kontrolüne nasıl erişebiliyor? Halen Toplum ve Aile Sağlığı Merkezlerinden kondom temin edilebiliyor mu? 

Toplum ve Aile Sağlığı Merkezlerinden kondom temin edilebilir. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var, o da bu kurumların kondomu aylık, düşük sayıda ve aile planlaması çerçevesinde temin ettikleridir. Dolayısıyla seks işçilerinin erişimine kısmen açık olsa da ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemden bahsetmiyoruz.

Seks işçilerinin önemli bir kısmı, maddi durumları ve sosyal güvence durumları ile paralel olarak sağlık kurumlarına başvuruyor. Bir kısım sıra beklememek, damgalanmadan hizmet almak düşüncesiyle özel hastaneler ve test laboratuarlarından hizmet alırken, daha yoksul kesim devlet hastanelerine başvurabiliyor. Ancak, seks işçisi olsun olmasın insanların HIV söz konusu olduğunda korktuğu bir durum mevcut. HIV ile anılmak, yaşamak bir korku sebebi oluyor ne yazık ki insanlar için. HIV statülerini açık etmek istemiyor insanlar veya bunu kendilerine bile açıklayamıyorlar. Seks işçisi olan birinin HIV ile yaşadığını düşünürsek, bu korkuların iki katına çıkabileceğini düşünebiliriz.

HIV Danışmanlığı ve ücretsiz HIV testi hizmeti sağlayan kurumların listesi için tıklayınız.

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği Hakkında: Türkiye’deki kadın, erkek ve trans seks işçilerinin gündelik yaşamlarında maruz kaldıkları insan hakları ihlalleri, toplumsal dışlanma, damgalanma, cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında karşılaştıkları sorunlar ile seks işçilerini ilgilendiren tüm diğer alanlarda seks işçilerini bilgilendirmeyi, harekete geçirmeyi, örgütlemeyi ve seks işçilerinin ihtiyaç ve taleplerine uygun şekilde kamuoyu ve yetkililer nezdinde savunuculuk çalışmaları yapmayı hedefleyen bir sivil toplum kuruluşudur

Kemal Ördek hakkında: Kemal Ördek, 10 yıldan uzun bir süredir Türkiye’de LGBTİ ve seks işçileri hakları savunuculuğu yapıyor. Türkiye’deki çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çeşitli projelerde yöneticilik yapan Kemal Ördek, bir grup seks işçisi ile birlikte 2013’te Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’ni kurdu. 2013’ten bu yana derneğin yönetim kurulu başkanıdır. 20132 – 2014 yılları arasında Küresel Seks İşçiliği Projeleri Ağı’nda Politika Yetkilisi olarak çalıştı. 2014’te Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Türkiye Ofisi’nin seks işçilerinin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konulu bir çalışması için danışmanlık yaptı. 2012 – 2015 arasında Transgender Europe’un yönetim kurulu üyeliği ve eşbaşkanlığını yaptı. 2014 yılından bu yana Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Asya Seks İşçileri Ağı’nın yönetim kurulu üyesidir. Kadınlar İçin Acil Eylem Fonu, Adalet İçin Astraea Lezbiyen Fonu ve Kırmızı Şemsiye Fonu’nun danışmanlığını da yapan Kemal Ördek, ulusal ve uluslararası birçok platformda seks işçileri ve LGBTİ hakları alanında savunuculuk çalışmalarına katılmaktadır.

3 Mart Dünya Seks İşçileri Hakları günü: Hindistan’ın Kalküta kenti, 3-6 Mart 2001 tarihleri arasında düzenlenen seks işçileri karnavalında 50.000’in üzerindeki seks işçisi ve eylemciyi ağırlamıştı. Bu evrensel etkinliğin ardından, 3 Mart tarihi dünyanın birçok ülkesinde seks işçilerinin haklarını dile getirdikleri bir gün olarak kutlanmaya başlandı. Seks İşçileri Hakları Günü, Türkiye’de ilk defa 1 Mart 2009 tarihinde kutlandı.
Kaynak: Kaos GL

Yaz kızım...

Your email address will not be published. Required fields are marked *